Türkiye, Dünya Yaş Meyve-Sebze Fuarı'na bu yıl 5. kez katıldı! Bu çerçevede yaş meyve-sebze yetiştiriciliği nerede? Kim neyi ne kadar üretiyor ve ihraç
Türkiye, Dünya Yaş Meyve-Sebze Fuarı'na bu yıl 5. kez katıldı! Bu çerçevede yaş meyve-sebze yetiştiriciliği nerede? Kim neyi ne kadar üretiyor ve ihraç
ediyor? Resmi veriler ne söylüyor? Türkiye, dünya ihracatı içinde nerede? 2005 itibariyle, Türkiye'nin toplam sebze ihracatı 1.8 milyon ton iken, 2006 da 2.1 milyon tona ve 2007'de ise 2.2 milyon tona yükseldi. Dünya meyve-sebze üretimi ise 1.3 milyar ton olduğuna göre, Türkiye dünya talebinin yüzde 1-2'sini karşılıyor. Dünyada ticarete konu olan meyve miktarı toplamın yüzde 10'u, 50 milyon ton. Sebzede dünya dış ticareti, üretimin yüzde 4'ü ve 30 milyon tona karşılık geliyor. Meyve-sebzenin kg'si ortalama 2 dolardan işlem gördüğü varsayımıyla, dünya ticaret hacmi 160 milyar dolar. Türkiye, 2005'te 968 milyon dolarlık, 2006'da 1.2 milyar dolar ve 2007'de de 1.4 milyar dolar meyve-sebze ihracatı gerçekleştirdi. En büyük payı turunçgiller pazarı (525 milyon dolar) alıyor. 1 milyar dolar ihracatla, toplam dünya pazarındaki ticaretin ancak yüzaltmışda birini Türkiye karşılıyor. Türkiye'nin ihracatı artsa da, ihraç edilen ürün ülke içinde üretilen miktarın sadece yüzde 2'si. 2006 sezonunda 20 ürün cinsinden 8'inin ihracat miktarında gerileme var. Resmi verilerle Türkiye, yılda 40 milyon ton meyve-sebze üretiyor. Ancak ilk 5 ihraç ürününde ihracat, toplam üretiminin yüzde 5'ini geçmiyor.
Temelde, Türkiye ihraç piyasalarına uygun tür/cinslerde üretim yapmıyor. Piyasalara çıpasını atmış ve tutunmuş ülkelerin öğretisi açık: Üretilen ürünün beşte biri ihraç edilecek!
Önem kazanan olgu, ihracatçının "tutundurma stratejisi"nin doğru işlemesi. Bu hem bu pazarlarda hem yoğunlaşmayı, hem de her yıl düzenli oranlarda artışı gerektiriyor. "Bir parti mal" satma dönemi bitti! Oysa 2008'de her hafta bir tırlık yük olan 22 tonu tüm yıl boyunca taahhüt edecek, mevcutların dışında tek bir yeni şirket yok. 2006'da fuarda 24 Türkiye şirketi yer alırken, 2007'de bu sayı 16'ya düşüp, 2008'de tekrar 34'e yükselse de bu bir pazar odaklanması için yeterli değil. Katılımda yükselmesi, giderlerin yüzde 50'sinin kamuca karşılanması en büyük etken oldu. Türkiye'nin 2007 sezonunda meyve-sebze çeşitlerinde ihraç potansiyeli, Mısır, Fas, Tunus'a göre üstündü. Meyve-sebze temel çeşitlerinde Türkiye değer olarak Tunus'tan 20, Fas'tan 6, Mısır'dan 5 kat daha fazla satıyor. Ancak ihracat artış oranının Tunus hariç, Mısır ve Fas'ın gerisinde olması, bu tablonun, -kuraklık olmayacağı varsayımıyla- en geç 5 yılda değişeceğini söylüyor.
Sorunlar nerede kümeleniyor?
1. Türkiye "büyük" üretiminde kalitesi "düşük" ürün yapıyor. Sekiz üründe dünyada ilk 10'da yer aldığını savlayan Türkiye, bunu ihracat konusu yapamıyor. Ya fidanda ya da tohumda sorun var. Geleneksel üretim artık ihracat için yeterli değil.
2. İhracat için "üretim birlikleri" bir araç olamaz. Kooperatif modeli ise tersyüz edilerek kuma gömülmüş durumda. İhracatın yeni bir sıçrama yapması konsorsiyum türü bir şemsiye organizasyonunu ve dış dünyada stratejik ortaklıkları zorunlu kılıyor.
3. Türkiye, üretimini ölçeği yetersiz alanda yapıyor. Ortalama 5.9 dönümlük alan, etkin bir üretime yetmeyince, geleneksel ürün trendleri de kırılamıyor.
4. Türkiye, ürünü önemsiyor, paketlemeyi küçümsüyor. Kötü paketlemeyle mal pazarını bulamıyor. Bu işe çok etkin giren Türkiye bankacılığı ise olayın finansmanından hemen hemen çıkmış durumda.
5. Türkiye, uluslararası sertifikaları yetersiz. Eurepgap, ülke standardı olarak benimsendi, ama uygulayan şirket 100'ü ancak geçti.
2.6 trilyon Euro'luk bir pazarda Türkiye'nin payı 1 milyar doları ancak aşıyor. İhracatda dünya içindeki yeri 9'unculuk. Meyvede ise yine yeri 12'ncilik. Sıralamadaki bu yer son 5 yıldır değişmiyor. Bunun sonucu ihracatda
"quantum sıçraması" bir türlü yaşanmıyor. 2007'de "ülkenin ortak aklı" için çıkardığımız davetin adresine ulaşmamış olmasını, 2008'de ortak aklın zemin yetersizliğiyle yorumlasak da, bununla yetinmeye değer mi?
HAFTANIN NOTU: Alman "Der Feinschmecker" Dergisi'nin seçilmiş 800 dünya zeytinyağı çeşidinden "dünyada ilk 150" elemesine, Türkiye'den 4 Ege firması girdi. Bu önemli gelişmeyi hak edilen bir olay olarak alkışlıyorum.